ÇOCUK VE GENÇLERDE TAKINTILAR – (OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK)

Obsesyon: Durdurulamayan, rahatsız edici, tekrarlayıcı dürtü, duygu veya düşünceler.
Kompulsiyon: Tekrarlayıcı, sayma, kontrol etme ve kaçınma gibi davranışlar.
Takıntılı düşünceler ve sıklıkla eşlik eden tekrarlayıcı hareketler çocuk psikiyatrisi hekimlerinin karşısına hiç de azımsanmayacak sıklıkta çıkan bir yakınmadır. Bu takıntı ve davranışlar normal gelişim süreci içerisinde her çocukta belli bir oranda olmak kaydıyla normal kabul edilebilir. Örneğin; yatma ve yeme ile ilgili ritüeller, günlük alışkanlıklarının değiştirilmesine direnç(iki yaş civarı), kontrol etme, sayma dokunma vs. gibi. Bunlar genellikle hafif düzeydedir ve yaşla birlikte (7-8 yaş civarında ) kendiliğinden kaybolur. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar ise genellikle 7 yaşından sonra başlar. Çocukta ciddi sıkıntı yaratır. Günlük işlerini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek düzeydir. Çocuk mutsuz , ağlamaklı ve huzursuz görünür. Genellikle takıntılarının gerçekçi olmadığını bildiğinden saklama eğiliminde olurlar. Bu nedenle hastalığın tespiti ve çocuk psikiyatrisine başvuruda gecikme olabilir. Ama çocukların bir kısmı takıntılarının aşırı veya mantıklı olmadığının farkında olmayabilir.

Çocuk ve ergenlerde en sık görülen obsesyon ve kompulsiyonlar şunlardır:

Obsesyonlar: Kirlenme, bulaşma, kötü birşey olacak düşüncesi, hasta olduğu fikri, cinsel içerikli düşünceler, sevdiklerine veya kendisine zarar geleceği korkusu, dini içerikli düşünceler, anlatma veya sorma gereksinimi, kuşku (kapının açık kaldığı, önemli birşeyi unuttuğu gibi)

Kompulsiyonlar: Yıkama, kontrol etme, sayma, sıralama, dokunma, tekrarlama, sorma, onaylatma, yavaşlık.

Obsesyonlar kişiyi rahatsız eden düşüncelerdir, kompulsiyonlarsa genellikle çocuğun rahatsızlığını başlangıçta rahatlatıyormuş gibi görünse de giderek artar ve çocuğu ve çevresindekileri ciddi düzeyde zorlayıcı hale gelir. Depresyon da bu tabloya sıklıkla eklenir.

Çocuk psikiyatrisi obsesif-kompulsif bozukluğu nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak ele alır. Obsesif-kompulsif bozukluk psikoanalitik, davranışçı ve bilişsel kuramlarla açıklanmaya çalışılmış olsa da beynin belli bölgelerindeki nörokimyasal değişiklerle olan ilişkisi net olarak bilinmektedir.

Serotonin ve dopamin bozuklukla en ilişkili nörokimyasal maddelerdir.

Add Comment

Required fields are marked *. Your email address will not be published.