Çocuk Psikiyatrisi

Çocuk Psikiyatrisi hem koruyucu ruh sağlığı, hem de tedavi alanında hizmet veren bir tıp branşıdır.
Ele aldığı konular itibariyle çocuk psikiyatrisinin ilişkili olduğu ve işbirliği içinde faaliyet gösterdiği alanlar şunlardır:

• Çocuk Psikolojisi
• Pediatri
• Pedagoji
• Psikolojik Danışma
• Sosyal Çalışma

Çocuk Psikiyatrisi, çocuğun ruh sağlığının değerlendirilmesi, koruyucu önlemlerin alınması, tanı ve tedavi (terapi ve ilaç tedavisi) aşamalarının her alanında gerekli donanıma sahip tek branş olması itibariyle çok önemli bir rol üstlenmektedir. Yakın zamana kadar ülkemizde Çocuk Psikiyatrisi olarak bilinmiyordu ve özellikle pedagog ve çocuk psikologlarıyla sıklıkla karıştırılıyordu. Ancak hem çocuk psikiyatristlerinin ülkemizde yaygınlaşması, hem de toplumun bilgi düzeyinin bu konularda artması, çocuk psikiyatrisi uzmanlarının verdikleri hizmet ve sağladıkları desteğin daha net bilinmesini sağlamıştır.



Aileler çocuklarının her türlü psikolojik sıkıntının her aşamasında çocuk psikiyatrisine başvurulabilirler. Sadece şiddetli durumlarda çocuk psikiyatrisine başvurulur düşüncesi yanlıştır. Erken dönemde başvurular, sağaltımı yani başvuruya sebep olan şikayete bağlı sorunun tespiti ve tedavisini hem daha kolaylaştırır hem de olası ilaç ihtiyacını azaltır.

Çocuk psikiyatristileri gerektiğinde hem medikal tedavi hem de terapi tedavisi uygulamaktadırlar. Çocuk psikiyatrisi tedavi protokollerinde sadece ilaç yazdığı ve terapi yapmadığı düşüncesi de yanlıştır. Bu kanının ortaya çıkmasının sebebi, ülkemizde çocuk psikiyatristi sayısının azlığı ve özellikle hastanelerde terapi için gereken yeterli sürenin (özellikle hasta sayısının çokluğu nedeni ile) ayrılamamasıdır.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikiyatrisi

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Attention Deficit-Hyperactivity Disorder (ADHD)

DEHB çok iyi tanımlanmış ve uzun yıllardır bilinen bir bozukluktur. Çocuk psikiyatrisi tarafından takip edilen rahatsızlıkların başında yer alır. Genetik faktörler bozukluğun ortaya çıkışında önemlidir.

Dikkat Eksikliği: Konsantre olmada güçlük, dikkatin çabuk dağılması, dikkatin belli bir noktaya yönlendirilememesi (keyif alınan bir eylem sırasında dikkatli olunması örn. bilgisayar oynarken veya çizgi fim izlerken , dikkat eksikliği olmadığı anlamına gelmez).

Hiperaktivite: Amaçsız bir hareketlilik, yerinde duramama, kıpırtılı oturma, motor takılmış gibi koşuşturma şeklinde kendini gösterir.

Dürtüsellik: Sonucunu düşünmeden hareket etme, sırasını bekleyememe, çok konuşma, sabırsızlık acelecelik.

Yukarıdaki üç bulgu çocuk psikiyatrisine başvuran ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan çocukların ebeveynleri tarafından en sık getirilen yakınmalardır.

Genellikle ilkokul çağında tanı konulmakla birlikte, ilk değerlendirmeler özellikle haraketliliğin ön planda olduğu durumlarda üç- dört yaşlarında olabilmektedir. Dikkat eksikliği, hareketlilik ve dürtüselliğin hepsinin birarada olması gerekli değildir. Bazı durumlarda dikkatsizlik, bazı durumlardaysa hareketlilik ve dürtüsellik ön planda olan bulgular olarak karşımıza çıkabilir.

Tek başına dikkat eksikliği olan vakalarda tanı koyulması gecikebilmektedir. Bu grupta dikkat eksikliğinin yanısıra yavaşlık, işlerini başlatma ve bitirmekte güçlük, dalgınlık gibi bulgular daha dikkat çekicidir.

Dikkat şebekesi beynin geneline yayılmış olmakla birlikte, DEHB'nin beynin prefrontal bölge dediğimiz ön bölgesinin işlevleriyle bağlantısı büyüktür. Bu bölgenin fonksiyonları; planlama, organize olma, dürtü kontrolü, davranış kontrolü olarak sıralanabilir. Dopamin, noradrenalin ve serotonin dikkat işlevleri ve davranışlarla ilişkili nörokimyasal maddelerdir. İlaçlar bu maddelerin düzeylerini ayarlayarak etki gösterir.



Çocuk psikiyatrisinin yakından takip ettiği ve izlediği Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Akademik ve sosyal alanda neden olduğu güçlükler nedeniyle çocuk veya gencin benlik saygısı ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Çocuk varolan zihinsel kapasitesini kullanamamaktadır. Bununla birlikte okuldan soğuma , davranış sorunları nedeniyle akranları tarafından dışlanma sık görülmektedir. Ergenlik dönemleri özellikle zor geçmekte madde bağımlılığı, arkadaş çevresi tarafından kolay yönlendirildikleri için çeteleşme ve suç işleme gibi sorunlar gündeme gelebilmektedir.

Hiperaktif çocuklar, küçük yaşlarda verilen eğitsel çalışmalardan fayda görmektedir. Yaş ilerledikçe çocuk psikiyatrisinin vereceği karara bağlı olarak ilaç kullanımı gündeme gelebilmektedir. Verilen ilaçların bağımlılık yapmak veya ileride çocukların beynine zarar vermek gibi yan etkileri söz konusu değildir. Tedavide aile, çocuk psikiyatrisi ve okul işbirliği çok önemlidir.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikiyatrisi ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu-DEHB”

Çocuk Psikiyatrisi ve Çocuk ve Ergende Depresyon

Depresyon, çocuk psikiyatrisi uzmanlarının klinik pratikte en sık karşılaştıkları psikiyatrik tablolardan bir tanesidir. Özellikle çocuk ve ergende ciddi yaşam kalitesi düşüklüğü ve akademik güçlüklere yolaçtığından ve ergenlerde intihar düşüncelerine sebebiyet verdiğinden mutlaka tedavi edilmesi gereklidir.

Depresyon çocuk ve ergenlerde kendini mutsuzluk, uyku ve iştah değişiklikleri, sinirlilik, yorgunluk,değersizlik ve suçluluk duyguları, dikkat dağınıklığı, ders başarısında düşme, enerji kaybı, bağışıklık sisteminde zayıflama, sık ağlama şeklinde kendini gösterebilir.

Özellikle ergenlik dönemindeki depresyonlar davranış bozuklukları, otoriteye karşı gelme, kendine zarar verme( örn. kollarını çizme), madde kullanma eğilimi, arkadaşlar tarafından kolayca yönlendirilme, bilgisayar bağımlılığı, içe kapanma gibi bulgularla ortaya çıkabilir ve sadece ergenliğe bağlanarak durumun atlanması veya tedavinin gecikmesi sık rastadığımız bir sorundur. Ciddi tablolar intihar girişimlerine sebep olabilir.



Çocuk psikiyatrisinin ilgi ve bilgi alanında olan depresyon, tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır. Nedenler arasında biyolojik, genetik ve psikososyal faktörler sayılabilir. Depresyondaki kişilerde özellikle serotonin denen maddenin düzeyindeki azalmalar dikkat çekicidir. Tedavide terapinin yanısıra ilaç kullanımı da bu nedenle söz konusu olabilmektedir

Kişi üzerinde yoğun sıkıntı ve fonksiyonel bozukluk yarattığından depresif yakınmları olan çocuk ve ergenlerin bir çocuk psikiyatrisi uzmanından yardım almaları olası negatif sonuçların önlenmesi açısından çok önemlidir.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikiyatrisi ve Çocuk ve Ergende Despresyon”

Çocuk ve Gençlerde Takıntılar - (Obsesif-Kompulsif Bozukluk)

Obsesyon: Durdurulamayan, rahatsız edici, tekrarlayıcı dürtü, duygu veya düşünceler.
Kompulsiyon: Tekrarlayıcı, sayma, kontrol etme ve kaçınma gibi davranışlar.

Takıntılı düşünceler ve sıklıkla eşlik eden tekrarlayıcı hareketler çocuk psikiyatrisi hekimlerinin karşısına hiç de azımsanmayacak sıklıkta çıkan bir yakınmadır. Bu takıntı ve davranışlar normal gelişim süreci içerisinde her çocukta belli bir oranda olmak kaydıyla normal kabul edilebilir. Örneğin; yatma ve yeme ile ilgili ritüeller, günlük alışkanlıklarının değiştirilmesine direnç(iki yaş civarı), kontrol etme, sayma dokunma vs. gibi. Bunlar genellikle hafif düzeydedir ve yaşla birlikte (7-8 yaş civarında ) kendiliğinden kaybolur. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar ise genellikle 7 yaşından sonra başlar. Çocukta ciddi sıkıntı yaratır. Günlük işlerini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek düzeydir. Çocuk mutsuz , ağlamaklı ve huzursuz görünür. Genellikle takıntılarının gerçekçi olmadığını bildiğinden saklama eğiliminde olurlar. Bu nedenle hastalığın tespiti ve çocuk psikiyatrisine başvuruda gecikme olabilir. Ama çocukların bir kısmı takıntılarının aşırı veya mantıklı olmadığının farkında olmayabilir.

Çocuk ve ergenlerde en sık görülen obsesyon ve kompulsiyonlar şunlardır:

Obsesyonlar: Kirlenme, bulaşma, kötü birşey olacak düşüncesi, hasta olduğu fikri, cinsel içerikli düşünceler, sevdiklerine veya kendisine zarar geleceği korkusu, dini içerikli düşünceler, anlatma veya sorma gereksinimi, kuşku (kapının açık kaldığı, önemli birşeyi unuttuğu gibi)
Kompulsiyonlar: Yıkama, kontrol etme, sayma, sıralama, dokunma, tekrarlama, sorma, onaylatma, yavaşlık.
Obsesyonlar kişiyi rahatsız eden düşüncelerdir, kompulsiyonlarsa genellikle çocuğun rahatsızlığını başlangıçta rahatlatıyormuş gibi görünse de giderek artar ve çocuğu ve çevresindekileri ciddi düzeyde zorlayıcı hale gelir. Depresyon da bu tabloya sıklıkla eklenir.



Çocuk psikiyatrisi obsesif-kompulsif bozukluğu nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak ele alır. Obsesif-kompulsif bozukluk psikoanalitik, davranışçı ve bilişsel kuramlarla açıklanmaya çalışılmış olsa da beynin belli bölgelerindeki nörokimyasal değişiklerle olan ilişkisi net olarak bilinmektedir.
Serotonin ve dopamin bozuklukla en ilişkili nörokimyasal maddelerdir.

PANDAS ( Streptokok enfeksiyonu ile ilgili çocukluk çağı otoimmun nöropsikiyatrik bozukluğu)

PANDAS; obsesif kompulsif bozukluk veya tik bozukluğu beta hemolitik streptokok enfeksiyonu ile ilişkili olduğunda zaman verilen isimdir. Bu sıklıkla boğaz enfeksiyonuna neden olan bir mikroptur.

OKB 'de Yaklaşım:

Obsesif kompulsif bozukluk mutlaka çocuk psikiyatrisi uzmanları tarafından değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gereken bir bozukluktur. Başka ciddi psikiyatrik bozukluklar da ilk bulgularını takıntılar şeklinde verebileceğinden ayırıcı tanı çok önemlidir.
Çocuklar hastalığın bulgularını gizleme eğiliminde olduklarından doktorla çocukarasında güven ilişkisi kurulma sürecinde sabırlı olunmalıdır. Davranışçı kognitif terapi ve farmakoterapi tedavide iyi sonuçlar verir.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikiyatrisi ve Çocuk ve Gençlerde Takıntılar”